“MANDALİNALAR, SİNEMANIN KUDRETİNİ GÖSTERİYOR”

Başakşehir Belediyesi’nin kültür-sanat sezonunun klasiklerinden Film Okuma Atölyesi’nde, Gürcü yönetmen Zaza Urushadze’nin “Mandalinalar” filmi ele alındı. 

Yönetmen Nazif Tunç, Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ romanında binlerce sayfa ile anlatılan bir konunun filmde çok yalın bir dille anlatıldığını söyledi. 

Başakşehir Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü Nuray Kayacan’ın yaptığı Film Okuma Atölyesi’nde, Kafkasya’da savaşın ortasından kalan iki yaşlı adamın hikâyesini anlatan Mandalinalar filmi yorumlandı.

“Filmde savaş sadece erkeklerin meselesi”

Programa konuk olan Yönetmen Nazif Tunç, filmde hiç kadın oyuncu olmadığına dikkat çekerek Gürcü yönetmeninin savaşı sadece erkeklerin meselesi olarak gördüğünü ifade etti. 

“Mesajlar yalın bir dille anlatılmış”

Gürcü yönetmen Zaza Urushadze’nin başarılı bir film yaptığının altını çizen Tunç, “Film, Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ romanında binlerce sayfa ile anlattığı bir konuyu çok yalın bir dille anlatmış. Sinemanın kudretini bu filmde bir kez daha görmüş olduk” dedi. 

Moderatör Nuray Kayacan da, filmde hep sözü edilen mandalinaları kadınlar ve çocuklar olarak algıladığını dile getirerek, “Yönetmen mesajlarını çok sade bir biçimde vermiş. Filmin etkisini de buna bağlıyorum” değerlenmesinde bulundu. Film Okumaları söyleşisi, katılımcıların soru-cevaplarıyla sona erdi.

Mandalinalar filminin konusu şöyle: 

Film, savaşın ortasında kalan iki yaşlı adamın hikâyesini konu ediyor. Kafkasya’da artık savaş kapıdan içeri girmiştir. Çatışmanın kendileri üzerinde oluşturacak tahribatın farkında olan halk; canlarını güvenlik altında alabilmek için Estonya’ya göç etmeye başlamıştır. Yaşadıkları yeri terk edemeyen iki yaşlı insan; savaşın tam kalbinin attığı yerde kalmış ve yavaş yavaş da maddi sıkıntılar yaşamaya başlamıştır. Bu iki yaşlı adamın, göç edememe sebebi de bu maddi sıkıntılardır. Biri marangozluk yaparak diğeri de bahçesindeki mandalinaları toplayarak bu parayı temin edip göç etmeyi planlamaktadır. Fakat ne yazık ki, her ikisi de bulundukları toprakları terk etmek için geç kalır ve iki yaşlı adam savaşın tam ortasında kalır. Bir Gürcü bir de Çeçen askerini evlerine alıp tedavi eden bu insanlar, bu sayede savaşın taraflarında biri olmaksızın ayakta kalmaya çalışır.